BBP 1. SIRA MİLLETVEKİLİ ADAYI PERİHAN DEMİR ERSOY’UN KALEMİNDEN

SON YİRMİ İKİ YILIM

BBP 1. SIRA MİLLETVEKİLİ ADAYI PERİHAN DEMİR ERSOY’UN KALEMİNDEN
BBP 1. SIRA MİLLETVEKİLİ ADAYI PERİHAN DEMİR ERSOY’UN KALEMİNDEN MERAL SONGER
Bu içerik 607 kez okundu.
Advert

 

 

 

Yirmi iki yıl uzun bir süre... Hatta bazılarına göre oldukça uzun sayılabilir. Bir çocuğun doğduğu andan itibaren hesaplarsanız; anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise ve hatta üniversiteden mezun olabilecek bir zaman dilimi... Yirmi iki yıl boyunca ne sıkıntılar yaşadık ve kimler gelip geçti hayatımızdan... Şöyle bir gözlerimi kapayıp düşünmeye başladım... Aramızdan ayrılanları bir bir sıraladım... Önce eşimin babası, ardından karşı komşumuz Cemile teyze rahmetli oldu... Hatırladıkça burnumun direği daha fazla sızlamaya başladı... Babam gitti... Yengem, amcam, dayım, halam ve bir sürü uzak akrabalar... Bir çok arkadaşımın annesi ve babasına beraber ağladık, arkalarından dualar okurken. Yirmi iki yıl uzun bir zaman... Bir çocuğun dersleri kötü diye intiharına şahit olduk ve yıkıldık... Bir çok askerimiz al bayrağa sarılı geldi memleketimize... İçimizden defalarca kahrolsun terör dedik... Bir post-modern darbe yaşadık... Bir kaç tane de ciddi manada ekonomik kriz... Gün oldu çekimiz dönmesin diye elimizde avucumuzda ne varsa sattık... Gün oldu yüreği güzel dostlarımız yetişti imdadımıza... Ödeyemediğimiz çeklerimizi üstlendi... Defalarca sıfırdan başladık hayata... Defalarca yeni düzen kurduk kendimize ev ev dolaşarak... Yeni insanlar ve yeni komşular... Hepsiyle güzel geçinmeye çalıştık. Yirmi iki yıl uzun bir zaman... Siyasette var olma mücadelesi verenler için... Hatta oldukça uzun bir süre... Kendi imkanları ile ayakta durmaya çalışan, desteksiz ve hiç bir güce minnet etmeden onurlu bir duruş sergileyen bir hareket... Kimler geldi kimler geçti bu partiden... Gönülden inananlar, beklenti içinde olanlar, sıçrama tahtası yerine kullananlar ve sırtımıza basa basa yükselenler... Her şeye ve herkese rağmen dağ gibi arkamızda duran bir Muhsin başkanımız vardı...Yine bir seçimde ilimize gelen, bir cuma günü gülümseyerek ve helalleşerek buradan uğurladığımız... En büyük hüznü 25 mart 2009' da yaşadık... Bir acı çöktü yüreğimize düşen helikopterle... Üç gün boyunca umutla ümitsizlik arasında gidip geldik... Ha şimdi bulunacaklar diyerek ekran başına kilitlendik milletçe... Kulaklarımızda İsmail Güneşin yerimizi bulamadınız mı feryadı... Ölümü yakıştıramadık onlara... Ölümü ilk defa bu kadar acımasız bulduk... Ölüm karşısında insanın acizliğine bakarak sustuk... Acımızı yüreğimizin en derin köşesine gizleyerek cenazesine katıldık... Biz razı olduk sen de razı ol yarabbi diyerek onu asıl dünyasına tekbirlerle uğurladık. Yirmi iki yıl uzun bir zaman... Siyasette her seçimde bizi görmezden gelen insanlara, bıkıp usanmadan hakikatleri bir daha anlatmak, budandıkça yeniden filiz vermek gibiydi... Biz seferle hükümlüyüz, zaferle değil diyerek dilimiz döndükçe bu vatana olan sevdamızı nakış nakış işlemek, Ay yıldızlı bayrağın sıcaklığında ilmek ilmek aşkı dokumaktı bizim davamız... Ezan sesinde sevgilinin davetine icabet etmek, bu dünyadan birkaç dakika uzaklaşmak onunla hasbıhal etmek için birbirimizin gözlerine bakarak namaza çağırmaktı hayalimiz... Hayırlı işlerde yarışmak, düşenin elinden tutmak, bir yetimin başını okşamaktı bizim gayemiz. Yirmi iki yıl uzun bir zaman... Şöyle ardıma dönüp bir baktığımda ne çok şey değerini kaybetmiş... Ne çok insan zamanla değişmiş... Ve ne çok insan maddi olarak güçlendikçe, eski halinden eser kalmamış... Gücü kendinden değil, makamından alan insanlar aslında her zaman varmış, biz fark etmemişiz... En çok gücüme gideni de gerçek dostlukların yerini menfaat dostluklarının almış olması... Bir çıkar dünyası var olabildiğince acımasız... Bir dünya sevdasına tutulmuşuz dünyaya ebedi kalacakmış gibi... Ve aklıma mukayyet ol Rabbi' m derken, yine ona sığınıyorum... Her nefs ölümü tadacaktır... Gülümsüyorum ve rahmetle yad ediyorum ebedi liderimi... Üç günlük dünya için bu kadar fırıldak olmaya değmez... Dedim ya yirmi iki yıl uzun bir zaman... Haydi siz de kendi yirmi iki yılınızın muhasebenizi yapınız... Güzel şeylere artı, yanlışlara eksi koymayı unutmadan.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500